Ciddi araştırma yapılmamış. Pes doğrusu. Bugüne kadar hiçbir belge bu kadar fazla araştırma ve incelemeye tabi tutulmadı. Önce Emniyet kriminoloji, Adli Tıp ve TÜBİTAK inceledi. Hepsi de 'İmza Dursun Çiçek'in, belge gerçek' sonucuna vardı. Ancak belgeye inanmak istemeyenler her birine ayrı kulp taktı. En başta da CHP ve sözcüleri... Emniyet yaftalandı, Adli Tıp Kurumu tartışmaya açıldı, TÜBİTAK'ın çalışması görmezden gelindi. Haklarında neler söylenmedi ki. Amaç raporların inandırıcılığını gölgelemek, şüphe düşürmekti. Sulandırmak da diyebilirsiniz. Savcılar belgenin aslını Genelkurmay'a gönderdi. Oradan da Jandarma kriminolojiye... Sonuç değişmedi. Jandarma Dursun Çiçek'in ıslak imzasını tespit etti, belgeyi doğruladı. Genelkurmay gizlemedi, ortaya çıkan gerçeği kamuoyuna duyurdu. Bu, Orgeneral İlker Başbuğ için kolay değildi. Jandarmanın raporu 'kâğıt parçası' sözünü tekzip ediyordu. Buna rağmen üstünü örtmedi. CHP'nin itirazları bitmedi. Gerçeği kabullenmek bu kadar mı zor? CHP'nin psikolojisini anlamak güç değil. Islak imza konusunda kendisini fena halde bağladı. Sonunu düşünmeden her aşamasında 'Aslı yok, belge fotokopi, ıslak imza Çiçek'in değil' dedi. CHP'lileri bu kadar kesin konuşmaya iten neydi, bilmiyoruz. Tartışmaya o kadar hızlı girdiler ki şimdi virajı almakta zorlanıyorlar. CHP lideri hâlâ 'Islak imzanın makine ile atılması mümkün mü?' diye soruyor. Belge üzerinde parmak izi araştırmasının yapılmadığından söz ediyor. Bunlar ilk başta gündeme gelen sorulardı. O aşamalar çoktan geçildi. Devletin ilgili bütün kurumları ayrı ayrı 'ıslak imzanın Dursun Çiçek'e ait olduğunu' tespit etti. Ve işi yargıya bıraktı. Bu noktadan sonra CHP'ye düşen, zor da olsa gerçeği kabul etmek... Herhalde CHP'ye hiç kimse 'Islak imza Dursun Çiçek'in, belge gerçek' dedirtemeyecek. Bir zamanlar Süleyman Demirel'e 'Sağcılar cinayet işler' dedirtilemediği gibi. Emniyet, Adli Tıp, Jandarma, Genelkurmay doğruladı ama yetmedi. Türkiye'de belgeyi inceleyecek başka da kurum kalmadı. Belki yurtdışı... O da ayıp olmaz mı? Koskoca Türkiye bir belgenin doğruluğunu tespit edecek teknolojiden yoksun mu? Bugüne kadar en kritik davalarda yargı, Adli Tıp'ın verileri ile karar verdi. Sadece ıslak imza konusunda devletin kurumlarına inanmamak izah edilebilir gibi değil. Burası aslında sözün bittiği nokta... Sadece ıslak imza tartışmasında değil, CHP hemen her konuda keskin angajmanlara girmekten çekinmedi. Köşeli açıklamalarla, ayaküzeri verilen demeçlerle kendini bağladı. Ergenekon davası bunun en iyi örneği. Silivri'deki her duruşmada bir CHP milletvekiline rastlamak mümkün... Bu insani değil, siyasi bir tavır. Ergenekon davasının avukatlığını yapmak CHP'nin parti politikası. Yarın yargı Ergenekon konusunda hükmünü verirse CHP'nin hali ne olacak? CHP Erzincan davasında da benzer tutum içinde. CHP milletvekilleri dosyayla yakından ilgili... Gizli tanıklarla gizlice buluşmaktan geri durmuyorlar. Bir parti bir yargı sürecinin içine bu kadar girer mi? Henüz davanın nasıl gelişeceği belli değil. Islak imza olayından CHP'nin ders çıkarması gerekmiyor mu? Eğer keskin angajmanlardan kaçınmazsa CHP daha çok zor durumlara düşer... |