|
Burhaniyeden Nijere şefkat eli uzandı . |
|
Tuesday, 09 March 2010 |
186 Kişi okudu.
Burhaniye Eğitim ve Kültür gönüllüleri derneği (GÖNÜL-DER)tarafından park düğün salonunda gerçekleşen programda konuşan gönüllü doktor Op.Dr Fahrettin Er,sağlık hizmeti vermek için gittikleri Afrika ülkesi Nijer ile ilgili ilginç ve konulara değinerek izleyenlere duygulu iki saat yaşattı.
485 konferansını Burhaniye’de verdiğini belirten Manisalı Doktor Fahrettin Er, 2007 yılında Nijer’e gittiğini yokluklar içindeki bu insanlara yardım elini uzattıklarını belirterek içinde bulunduğumuz şartların önemini bilmemiz gerektiğini vurguladı. Er, doktor olarak insanlara nasıl yardımcı olabileceğini yıllardan beri düşündüğünü ve 2007 yılında eline geçen bir fırsatla Afrika’ya gittiğini belirtti.. Dünyanın en fakir ülkesi olan Nijer’e giden ekip gerekli malzemeleri Manisa belediyesi ve Bank Asya’nın katkılarıyla almış. Nijer’e gittiklerinde Türk Okulu öğretmenleri tarafından karşılandıklarını belirten Er, Nijer’de 40 bin kişiye bir doktor düştüğünü insanlara aç ve sefil bir durumda olduğunu gözleriyle gördüklerini ifade etti. Uzun çöl yolculukları yaptıklarını ama Nijerli insanlara hizmet vermek için 50 derece sıcağa ve tüm olumsuz şartlara rağmen onlara sağlık hizmeti verdiklerini belirtti. Kendi imkanları ile yaptıkları ile ameliyat odasında yüzlerce hastaya bakarak ameliyatlar yatıklarını ifade eden Doktor Er, başından geçen ilginç bir olayı şöyle anlattı.’’Ameliyat edilecek hastaların anestezilerini spinal anestezi dediğimiz yöntemle, hastanın belinden ince bir iğne ile uyuşturucu bir ilacı vererek kendimiz yapıyorduk. Bu anestezinin yapılabilmesi için hastanın yaşının 14-15 yaşından yukarı olması gerekiyordu. Adı Hüseyin olan 9-10 yaşlarında çok sevimli bir çocuk getirdiler. Muayene ettik sağ kasığında fıtığı vardı, fıtık boğulup hastanın ölümüne sebep olabilecek bir hastalık olduğundan mutlaka ameliyat edilmeliydi. Ancak çocuğun yaşı küçük olduğu için nasıl anestezi yapacaktık. Bu durumlar da ancak çok tecrübeli bir ekibin yapabileceği bir ihtimal vardır. Bir enjektöre lokal anestezik madde çekilir ameliyat yapılacak yerin civarına ilaç azar azar yapılır buna lokal anestezi denilir. Bizde bu yolu tercih etmeye karar verdik ve küçük Hüseyin’in fıtığını lokal anestezi ile yapacaktık.Fıtık bölgesinin çevresine lokal anestzik ilacımızı yaptık bir müddet sonra ilk cilt kesisini yaptığımızda çok iyi uyuşmamış olacak ki küçük Hüseyin ilk kesi ile çok ağrı duydu.Bunun üzerine fıtık bölgesine biraz daha lokal anestezik ilacımızdan yaptık ,ancak ilaç biraz fazla gelmiş olacak ki ilacın yan etkisi olarak çocukta bulantı,kusma ve terleme başladı.Bu durum karşısında Op.Dr.Fatih Haskaraca ile durumu değerlendirip ,bu ameliyatı yapmamaya karar verdik.Çünkü bu çocuğa ameliyat esnasında bir şeyler olursa sonucun ne olacağını kestiremiyorduk. Kararımızı vermiştik bunu küçük Hüseyin’e anlatması için tercümanımız Sali'yi çağırdık,Sali çocukla konuştu ameliyat olamayacağını söylediğinde küçük Hüseyinin cevabı çok enteresandı.Adeta zaman durmuş,aldığımız cevap karşısında şoke olmuştuk.Küçük Hüseyin şöyle diyordu.Ben ameliyat olmak istiyorum,ben hayatımda bir daha doktor bulamam beni ne olur ameliyat masasına bağlayın ben acıya dayanırım diyordu.Bunun üzerine eski bir çarşafı yırtarak küçük Hüseyin’i kollarından ve dizlerinden sıkıca bağlayarak ameliyata başladık. Haskaraca ile birbirimizin yüzüne bakamıyorduk çünkü şahit olduğumuz ,duyduklarımız karşısında ikimizde için için ağlıyorduk.Bu çocuklarda insandı onlarında anne ve babaları vardı.Tek suçları derilerinin renginin siyah olması ve Nijer 'li olmalarıydı. .Evet hepimiz bu Nijer'li küçük Hüseyin’den sabır dersi almış adeta olgunlaşmıştık.”dedi.
Her gün farklı olaylar yaşadıklarını belirten doktor Fahrettin Er, insanların susama benzer bir yiyecekten başka bir şey yemediklerini 3 öğün yemeğin oralarda geçerli olmadığını belirterek kendi elleri ile yaptıkları makarnaları hastalarına ikram ettiklerini söyledi. Hayatlarında doktor görmemiş insanların bu hizmet karşısında yaşadıkları memnuniyeti görmekten çok mutlu olduklarını ve bundan sonra onlar için ömür boyu mücadele edeceğini vurgulayan Fahrettin Er, bölgeye 40 a yakın su kuyusu açarak onlara en güzel hediyeyi sunduklarını belirtti. Er,onlara yardım etmek için çeşitli yollar aradıklarını söyleyerek ,dul kadınlara keçi dağıtarak onların ihtiyaçlarını gördüklerini ifade etti.Er’’Ortalama ömür çok kısa olunca çok sayıda kadın çocuklarıyla dul kalıyor.Bunların çoğuna bir yardım eli uzanmazsa çocukları açlık ve beslenememekten ölüyor.Bu durumu gören ekibimiz hemen bir proje geliştirdi. Bir atasözün ünde dediği gibi" tarlanın kuşunu tarlanın taşıyla vurmak gerekir" yani problemi yerel imkanlarla yerinde çözmek gerekir. Bu prensip ile her dul kadına üç dişi bir erkek keçilerden oluşan keçi aileleri verdik.Bu 4 keçiden oluşan aileleri bu dul kadınlara üç yıllığına ödünç verdik bunu yerel bir dernek olan GOULBİ 'nin yardımlarıyla yaptık.Üç yıl boyunca bu dört keçi yaklaşık 25-30 yavru yapıyor bu yavrular dul kadınların oluyor.Üç yılın sonunda ilk başta verdiğimiz 4 keçiyi yeni yavrulardan geri alıp ihtiyaç sahibi diğer kadınlara veriyoruz.Böylelikle zincir,sistem devam ediyor.Bunun için gerekli olan kaynağı da insanımızın desteği ile sağladık. Bir dul kadına 4 keçi vermenin bedeli yaklaşık 150 dolar olup bunu verenlerin isimlerini bir kağıda yazıp çıktı alarak hangi dul kadına verdiysek onun eline sponsorunun ismini tutuşturarak fotoğraflayıp geri dönüşte sponsorlara bu fotoğrafları verdik. Bu yöntem çok ilgi ve takdir gördü. Şimdiye kadar yaklaşık bin 500 iki bin kadına bu tarz yardımda bulunduk. “diye konuştu. Favori olarak ekle (8) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 186
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |